1. 109.
    0
    ···
  2. 108.
    0
    reserved
    ···
  3. 107.
    0
    reserved oda varya senin hatrına gavat
    ···
  4. 106.
    0
    ulan bu cevizli baklava 12 milyar dagitiyom diye liselilere sazan.avi yapan adam degil mi neyin tribine girmis bu
    ···
  5. 105.
    0
    beyler huur çocuğu sağdan soldan kopyalıyor en son yazdığını burdan almış

    http://bilincsizbela.blog...m.tr/2010/12/gibinti.html
    ···
  6. 104.
    0
    zütveren kinyas ve kayradan yazıp duruyor orjınal ol lan zütelek
    ···
  7. 103.
    0
    reserved
    ···
  8. 102.
    0
    vay amk
    ···
  9. 101.
    0
    reserved. duygulandım lan muallak :(
    ···
  10. 100.
    0
    reserved
    ···
  11. 99.
    +1
    Kafası karışık bir şekilde yalnız başında bilgisayarının başında oturuyordu. Şehrin tüm renkleri gitmişti heryer griydi onun yalnızlığında bu surat ifadesinden duruşundan belliydi. Bir şeyler yapmak için okadar isteksizdi ki kendisi bile bu duruma şaşırıyordu. işte paranoid şizofreni başlıyordu...
    Kafasında karışık düşüncelerle daldığı projelerinin içinden bir çıktı ki hepsini toplasan sadece tek bir şey elde edebilirdin. O da koca bir hiç olurdu. Kendine kızıyordu yine herzaman yaptığı gibi. Ama bir yandan da ben olmasam dünyayı kim yönetirdi diyordu.
    Sıkıntı tüm derdi buydu. Sıkılıyordu, yazmaktan sıkılıyordu, oturmaktan sıkılıyordu, uyumaktan sıkılıyordu, hatta en sevdiği şey olan bilgisayarındaki oyunlarından bile sıkılıyordu.
    Sıkıntı, karışıklık bir araya geldiğinde ortaya çıkan kaosta ise kendini yiyip bitirmek dışında birşey yapmıyordu. Buna bir dur demeliydi.
    Telefonu çaldığında telefonu o iğrenç ses tonu ve yavşaklığı ile açtı. Arayan kişi sevmediği ama görüştüğü bir "arkadaşıydı". Konuşması bitti kalktı hazırlandı.
    Arkadaşıyla buluşacağı yere saatinde gitmemişti ve arkadaşı yaklaşık 25 defa aramıştı 30 dakika içerisinde. En sonunda arkadaşını gördü telefonu açtı.
    "Arkandayım arkana bak"
    Arkadaşı arkasını döndü ve 1 el silah sesi duyuldu. Arkadaşının cansız bedeni yere yığılmıştı.
    Sıkıntısı geçmişti. Çünkü yeniden silahını eline almış ve canını sıkan herkesi öldürmeye başlamıştı.
    ···
  12. 98.
    0
    ···
  13. 97.
    0
    Sahneden indi bara doğru yürüyüp içkisini aldı.
    Keyifsizce çalıyordu o akşam şarkılarını yazdığı kadını düşünüyordu sadece ulaşamıyordu ona.
    Asla rahatsız olmadığı bu durum ilk defa onu böylesine rahatsız ediyordu.
    Progrdıbının bitmesine daha birkaç saat vardı ve bu durumdan çok sıkılmıştı daha farklı şeylerin peşindeydi.
    Neyse sahneye dönmeliydi tüm grup arkadaşları onu bekliyordu.
    Çıktı ve gitarını aldı eline...
    Program bitmişti sonunda, ilk defa yaptığı işten nefret ederek yaptığını farketti o anda.
    Hayatın sıkıcı koşuşturmasına hep dışardan bakan o, herzaman olumlu yönleri gören o şu anda bir hiç gibi hissediyordu kendini.
    Bunun nedenini bilmeden evinin yolunu tuttu...
    Evine geldiğinde yine aynı incinlığı gördü ve kendi kendine toparlarım sabaha diyerek bilgisayarının başına oturdu.
    Yarısı boş sigara paketini açtı içinden birini yaktı yaptığı nescafesinin yanına huzurlu değildi ama bir şeyler ekgib diyordu beyninin bir köşesinden garip bir ses.
    Sıkıldı ve yattı...
    Sabah olmuştu ve uyuyamamıştı.
    Tek istediği ekgib yönü bulmaktı.
    Evinin uzun merdivenlerinden indi dışarı çıktı ve gökyüzüne bakarak kahvaltı etmeliyim galiba bugün diyerek tekel bayiye gidip 2 bira alıp eve döndü.
    Yalnızlığına başını yaslayarak oturdu birkaç saat. Kendini dinledi ne yapmalıyım dedi sadece. Kendi kendine "kaldır şu tak çuvalı kıçını da evini topla" dedi.
    Çöpleri topladı ve attı. Ardından yatak odasını topladı en azından öyle zannediyordu. Sonra atması gereken eski bozuk eşyaları atmak için karanlık odasını açtı ardiye gibi kullanırdı orayı hep.
    Kapıyı açtı ve karşısına çıkan manzara karşısında kendine ne yaptığını farketti o anda unutmuştu ilk defa unutmuştu çok sevdiği hayatındaki tek düzgün insanı onu, sevgilisini öldürdüğünü hatırladı...
    ···
  14. 96.
    -2
    Ağır liseli ciddiye aldırmayın
    ···
  15. 95.
    0
    giberler.
    ···
  16. 94.
    0
    "Hayat ertelenemeyecek kadar kısa derler hep.
    Ancak bu sözün doğruluğu tartışmaya açıktır.
    Ertelemediğin sürece mutlu olmak zordur aslında.
    Ertelemediğiniz zaman mutlu olacaksınız diye bir kural yok.
    Ertelemediğinizde elinize geçecek olan tek şey içinizin rahatlayacağıdır.
    Peki iç rahatlığı için elinizdeki küçücük mutluluğu bile kaybetmeye değer mi?
    Ya da şöyle sorayım hayat gerçekten aldığınız riskler kadar büyük müdür?
    Bahaneler de var tabi. Gerek ertelemek gerekse ertelememek ile ilgili çeşitli bahaneler vardır hayatımızda.
    Belki de benim sorunum bu her iki şey için de bahanem çok fazla olması.
    Gerektiğinde gerektiği gibi davranmak yani rol yapmak gerekiyor bence mutlu görünebilmek için bu hayatta.
    Eğer dünyayı fethetmek istiyorsanız ya da bir şekilde kendinizi kral gibi hissetmek istiyorsanız ya da kendinizi yeteri kadar değerli görmemeye uğraşıyorsanız durmayın bahaneniz çok." diyerek bitirmişti dersi.
    Üniversitede hoca olmanın en çekici yönü istediğin gibi konuşabilmekti.
    O da bu büyüye kapılmıştı. Tabi bu da bir bahaneydi.
    Aslında başarısızlığını gizlemekti onun bütün sorunu.
    Sıkıcı bir hayatı olmasına rağmen bir şekilde zevk almaya bakıyordu. Kısmen beceriyordu da bunu.
    Okuldan çıkmıştı ve arabasına doğru yürüyordu ağır ağır sanki yürümek yerine dünyanın dönüş hızına bırakıyordu kendisini.
    Okadar ağır adımlar atıyordu ki kendisi bile inanamıyordu halbuki her zaman hızlı hareket eder ve zamanını olduğu kadar dolu yaşamaya çalışıyordu.
    Umursamadı ilk başta bu ağırlığını ta ki arabasına binene kadar.
    Arabasına bindiğinde farkettiği şey kalp atışlarının hızı oldu ve ardından sonsuz karanlık.
    Aklında ve kalbinde yaşamak isteyip yaşayamadıklarıyla, gerçekleştiremediği hayalleri ile gözlerini sonsuzluğa kapattı.
    ···
  17. 93.
    0
    reserved
    ···
  18. 92.
    0
    Bu aralar garip bir ruh halindeyim galiba.
    Uyuyorum desem değil, uyumuyorum desem değil.
    Bazen uyur gibi boş boş oturuyorum.
    Nedenini hep başka yerlerde ararken içimde olduğunu öğrenince de bir garip oldum aslında.
    Neyse sorunun kaynağına indiğimde farkettim ki her şeyin nedeni benim birçok şeyi içime atmammış doktorum öyle söyledi en azından.
    Gördüğüm halüsinasyonların sebebi oymuş. Doktor demişken pgiboloğa gitmeye başladım.
    Pgiboloğuma göre ben bir paranoyağım ya da şizofren ama ben öyle olmadığımı biliyorum.
    Bildiğim tek şey yapmamam gereken bir şeyi yapmış olmam.
    Neyi yapıp yapamayacağıma karar verebilecek yaştayım ama neyi yapmamam gerekiyorsa onu inatla da yapacak yaştayım.
    Bilinçsiz bir Bela gibi geziniyorum ortalıkta. Yapmamam gereken şeyi yapma nedenim ise tamamiyle beynimin devre dışı kalması.
    Yoksa tam anlamıyla duygularımı yönetmesi mi demeliyim bilemiyorum.
    Esas sorun sende değil bende ya da ikimizde yok yok bende tamam gardımı indirmemem lazım aslında duygularıma karşı ama bazen böyle şeyler olabiliyor ve buna engel olunamayabiliniyor.
    "Olunamayabiliniyor" da neyse artık.
    Bu arada dışarı çıkıp birkaç kişi kesmekte fayda görüyorum ya da kafalarına sıkmakta kendinize iyi bakın.
    ···
  19. 91.
    0
    Figjt club degilmi la bu
    ···
  20. 90.
    0
    sonundan ne cikacak bakayim
    ···