1. 76.
    0
    ozaman bi keramet gösterene kadar yanından ayrılmayalım mübareğin. belki bizim içinde bi rabıta vesilesi olur.
    ···
  2. 77.
    0
    @61 çok yaklaştın. akıllanıyorsun. afferin lan.
    ···
  3. 78.
    0
    @62 aynen mumin kardesim valla dunde boyle acaip isler yapti bugunde hala devam ediyor burda bana sefaat etmesini bekliyorum ama ustunden rabita kurmak cok zor hizir olabilir bu bi orda bi burda filn garip bi kafa
    ···
  4. 79.
    0
    burda bana şirk koşan ne çok adam olmuş lan?!
    ···
  5. 80.
    0
    Mum sondu acikla panpa
    ···
  6. 81.
    0
    ben uyuyun deyince uyuyacaksınız. soru sormayın. uyuyun. uyanacaksınız, söz veriyorum.
    ···
  7. 82.
    0
    @67 uyuyamıyorum. uyutursan seni peygamber zannedebilirim
    ···
  8. 83.
    0
    henüz uyuyun demedim
    ···
  9. 84.
    0
    @69 fake atma sana inandık sana sığındık.
    ···
  10. 85.
    0
    @68 ayrıca resul'a bu kadar ince bağın olmasın kalbinde.
    ···
  11. 86.
    +1
    anan kimdi bilmezdin şerefsiz

    edit:ben çok yanlış gelmişim beyler
    ···
  12. 87.
    0
    @71 bizimkisi platonik aşk.
    ···
  13. 88.
    0
    beyhude sözler bunlar
    ···
  14. 89.
    0
    @73 yanlış anlamışsın, yani ona bu derecede ince kırılgan bir bağla bağlanmak yetersiz daha sıkı sev onu diyorum. bunu bile anlama fakat bana laf yetiştirmeye çalış. özgüvene bak ulan
    ···
  15. 90.
    0
    @75 zaten seviyorum aşkla. sen beni anlamıyosun zındık!
    ···
  16. 91.
    0
    @76 peki, özür dilerim.
    ···
  17. 92.
    0
    @77 senin ruhun benim ruhumun önünde diz çöker, af diler!
    niye sana sardım ben amk sabah sabah? çok işsizim be :(
    ···
  18. 93.
    0
    günler günlerin ardından
    seni unutmak mecburiyetindeyim
    seni sevmeler cumhuriyetinde
    senin kulluğun benim dulluğum... kafiye olsun diye değil
    özleye özleye kavuştuk birbirimize
    birbizimize vitaminle moraller verdik
    içimizdeki şeytanlara zülfikarlarla saldırdık
    göz yaşlarımızı bitti mi sandın

    http://www.youtube.com/watch?v=nIfY2UTIvS8

    al ozaman panpa
    ···
  19. 94.
    0
    kim lan bu çorbacı? baktım söyle bi ağır sallamış, ergenler hemen etrafında pervane olmuş
    ···
  20. 95.
    0
    belki akıllıca değil, belki aptalca da değil, kendi halinde bir soru, üzerinde belki uzun uzun düşünmeye gerek bile yok.

    bir an olsun id'e yerleşmiş "tepkiye karşı fren" mekanizması temelindeki "korku" duygusundan sıyrıl, bir an olsun bir yere takılı kalmadan her ihtimale açık olduğunu, "mümkünsüz" tabirini zihninde egale ettiğini hayal et.

    tekliğin ve tümlüğün harmanında yoğrulduğunu düşün, eğer bir tanrı olsaydı ve semaviyette geçtiği gibi içinde taşıdığın ruh onun ruhu olsaydı, bu seni zamandan ve mekandan ayırıcı bir varlık olman sonucuna zütürecektir, elbette et bedeni aştığımızda.
    yetkili kılacaktır seni, "yetki" tabirini kabulünde işlediğin her olayda, her yaratımda. şimdi hayal et ki yaratma gücün var, ne dilersen.
    ve dileklerini de hayata geçirmişsin, geçiriyorsun, geçireceksin çünkü evvel, şu an, sonrası kavramlarından sıyrılmışsın.
    bu bağlamda tanrı ile birlikte kaderini de sen çizmişsin (?), gerçekliğini de (çiziyorsun, çizeceksin ve hiç biri... ). siz çizmişsiniz ama, ne zaman dersen? tüm zamanlarda ve hiç birinde, unutma bunlar artık senin için geçerli değil.
    görebildiğin kadarını var, göremediğin kadarını yok ediyorsun, zira şu anda amerika'nın zuluzulubetba şehrinde bir adam öldürüldü fakat görmüyorsun, bilmiyorsun, dolayısıyla da var olduğunu senin için söyleyemeyiz. evet biliyorum, kafanda canlandırdığın ilk soru bu yazıyı okuyorsam "var ediyorum" dur ki hayır yalnızca yazıyı var ediyorsun, olayı değil.
    şimdi söyle bana, en başından beri bir farz-ı misal'den gidiyoruz ve diyorum ki;
    bu farz-ı misalde varlığı ve yokluğu belirleyici faktör sen isen, seçimin, yönelimin ne olurdu?
    yok etmek mi? var etmek mi?
    peki bu soru üzerine şunu de sorgulayalım istersen.
    varlığı yok edebilir misin? yokluğun kendisi "var" olduğu halde.
    ve yine sana şunu soruyorum, zira vakti geldi.
    madem ki öyle ya da böyle varlığa yöneliyorsun, o zaman yaşadığın tümlükte, yani bu farz-ı misalde, kabul ettiğin bu yokluğu kendi varlığın üzerinde uygulamak niye?
    elbette, illil şartlara bağladığında doğru mantık hata verir diyorsan, haklısın.
    göstermek istediğim şey de zaten buyur "tanrı'nın kanıtı bu" demek değil, fark etmişsindir.
    yalnızca istediğim şey, seçimini görmeni sağlamaktı keza sen de biliyorsun ki "inanç" bir seçimden ibarettir.
    şimdi iyi düşünelim o zaman bu seçimi ve son bir soru soralım genç adam, sana da, bana da.
    verdiğin yanıt olmasını istediğin şey miydi? olması gerektiğini düşündüğün şey mi? yoksa olması en yüksek ihtimal olan şey mi?
    eğer cevabın sonuncuysa, hile yaptın. sana ihtimalleri kaldır demiştim.
    başa dön ve tekrar sor şimdi kendine, tek yanıt, varlık ya da yokluk.

    Edit:Yazıyı başka bi yerden buldum beyler, mükemmel.
    Tümünü Göster
    ···