-
26.
04 YIL ÖNCE
Kafasının arkasını duvara dayamış, öylece duruyordu. Babasının kardeşinin dükkanında çıraklık yapıyordu. Üniversite'yi kıytırık bir bölüm ile kapamıştı ve elinde diploması ile eve dönmüştü. Babası ilk gördüğünde gülmüş, fakat iş bulamayınca somurtmuştu. Askeri babası bedelli ile kapamış, geri kalanı da mutfakta takılıp cüssesi ile merasim törenlerine katılıp bitirmişti.
Askere dönme hayallerinden amcası uyandırdı.
"Hakan, bir el at oğlum!"
Tabureden dizleri çatırdaya çatırdaya kalkmış ve içeri geçmişti. Difriz'i taşımaya çalışıyorlardı. Kaldırmaya yardım edip arkaya taşıdılar.
Yaz mevsimiydi, önünden turist kızlar geçtikçe çıldırıyordu. Eli yüzü düzgündü. Yakışıklı olmasada çirkin de değildi. Her şeyi ortaydı, burnu ne büyük ne küçüktü. Kaşları ne gür ne de inceydi. Her şeyi ortaydı.
Sadece bunlara tezatlık yaratan mavi-gri muazzam gözleri vardı. Antalya sıcaktı, hele de dükkanda mal taşıyınca daha da sıcaktı. Çekine çekine amcasına sordu.
"Amca."
"Söyle koçum."
"Ben sahile inebilir miyim?"
Amcası terini elinin tersiyle silip doğruldu. Sırtını gerince kıtırdadı. Boğazını temizledi ve elini cebine attı. Bir para tomarı çıkarınca Hakan'ın gözleri büyüdü. içinden ikiyüz liraları ayıklayıp bir ellilik verdi.
"Al hadi, akşama gel ama, eve tamire gideceğiz."
"Tamam amca büyüksün."
Dükkandan fırlayıp eve koştu. Babası atleti yukarı sıyırmış, klimanın karşısına uzanmış televizyon izliyordu.
"Baba."
Diploma olayından beri babası soğuktu Hakan'a karşı. Şöyle bir şöyle bir süzdü Hakan'ı.
"Ne istiyorsun?"
"Sahile inecem de baba, para lazım."
"Yardım ettin mi amcana?"
"Ettim baba."
"... iyi tamam. Cezve'nin içinde yirmi lira var. Al onu."
"Allah razı olsun baba."
Baba'sı homurdandı ve kafasını televizyona çevirdi. Hakanda hazırlanıp çıktı. -
27.
0Hızlı adımlarla sahile inip yayıldı. Yer bulması zor olmuştu, ama en sonunda güzel bir şezlong buldu ve kuruldu. Güneş gözlüğünü taktı ve güneş kremi sürmeye başladı vücuduna. Sırtına gelince eliyle yetişmeye çalıştı. Arkasından bir ses geldi.
"Yardım lazım mı?"
Hakan hafifçe arkasını döndü ve dondu. Liseden sınıf arkadaşı Yasemin. Lise de Hakan bayağı çirkin bir çocuktu, diş teli takıyor, sivilceli suratından utanıyordu. Hiç sevgilisi olmamıştı bu yaşına kadar, en fazla flört ettiği iki üç kız olmuştu.
Onlar da sarhoştu.
"Aaa Yasemin. Tanıyamadım ya bayağı değişmişsin."
"Sen mi ben mi?"
Böyle söyleyip vücudunu süzdü. Bünyesi bu gibi durumlara alışık olmadığı için Hakan'ın yanakları kızardı. Yasemin ise kahkaha attı. 'huur' diye geçirdi içinden Hakan.
"iyi tamam zahmet olmayacaksa."
"Hay hay."
Hakan şezlongta öne kaykıldı ve Yasemin arkasına oturdu. Hafifçe sürmeye başladı Yasemin.
"Eee belli bir formülün var mı?"
"Ne konuda?"
"Nasıl yakışıklı olunur konusunda. Lisedeyken hiç böyle değildin de."
"Bilmem. Bence gayet normalim."
"Hı hı."
ikiside bir süre sessize oturdu. Yasemin yavaşça Hakan'ın sırtına vurdu ve itekledi.
"Hadi sıra sende."
"Ha? Anlamadım."
"Her şey karşılıklı Hakan! Sür hadi."
Kalbi göğsünden fırlamak üzere olan Hakan ayağa kalktı ve kremi eline aldı. -
28.
+1Devam mı beyler ve varlığı belirsiz bayanlar? Ağırdan alarak yazıyorum.
-
29.
0Rezerv.
-
30.
0Okumamda rez alıyım
-
-
1.
0:D sen bilirsin.
-
1.
-
31.
+1Kendine hakim olmaya çalışarak kremi sürdü. Yasemin ise arada bir çıkardığı sesler ile Hakan'ı zor duruma sokuyordu.
işkence bitince Yaseminden orda kalıp kalmayacağını sordu. Yasemin kafasını salladı ve uzandı.
Hakan bir süre yüzdükten sonra şezlonguna dönmüştü ki şezlongunun yanına eklenmiş üç şezlong daha gördü. Aralarına da meyve tabağı yapılmıştı. Yasemin Hakan'ı görünce ayağa kalktı ve koluna girdi.
"Kızlar, bu liseden Hakan, tanıdınız mı?"
"Oha bu Hakan mı?"
Kızlar aralarında konuşup Hakan'ı süzdü. Rahatsız olan Hakan yerine oturdu. Yasemin ise önüne oturup göğsüne uzandı. O anda Hakan alt dudağını ısırdı.
istediği son şey bir çadırdı.
Yasemin'in kesinlikle huur olduğuna karar verdi. O arkadaşları ile konuşup gülüşürken Hakan telefonundan müzik dinleyip kendini kontrol altına aldı.
Fakat çabalarını Yasemin'in ona sürtünüp hareket etmesi bozdu. En sonunda kendini sıkmayı bırakıp ne olursa olsun dedi.
'Madem istediği bu' diye düşündü.
iki saat sonra Yasemin'in otel odasının balkonunda sigara içiyordu. Yasemin ise banyo yapmış ve dinlemek üzere yatmıştı. Televizyondan magazin izliyordu. Hakan hayatındaki ilk seferden dolayı yüzünde muzip bir gülümseme vardı.
Garip bir histi, hem yorgunluk, rahatlama, şehvet, tatmin ve gurur.
iyi hissettirmişti.
Yasemin'e teşekkür edip otelden çıktı. Akşam vakit geçirebileceği bir mekan bakıyordu. En sonunda güzel bir mekanda karar kıldı ve girdi. Klüp değildi, daha çok bar tarzıydı. Klagib müzik çalan türlerden. -
32.
0Ciğerci Hakan
-
33.
0Pampa lutfen yarim kalmasın
-
34.
0Rezervex
-
35.
+2Beyler devam etsek mi yoksa sabah mı?
edit: hem ayrıca sabaha kadar part hazırlarım? -
36.
0Rezerve
-
37.
012 part ...
-
38.
+1Biraz şuku atın ana başlığa da moralim yükselsin beyler. iki part atıp gidiyorum.
-
39.
0Rezetve
-
40.
+1Akşama kadar orda takıldı, arada bir bir şey içip parayı tuttu. Akşama doğru kızlı erkekli gruplar ve kızlar gelmeye başladı. iki üç abaza içeri girdi ve kız kesmeye başladı. Hakanda kendini tutmayı bırakıp vodka shot istedi. Kendi halinde takılırken gözüne biri takıldı.
ilkokul arkadaşı Yakup.
Çok görmezdi Yakup'u, arada bir mahalleye gelip bir iki hafta kalır ve nereye gidiyorsa oraya giderdi. Geldiği zamanda hep Hakan ile takılılırdı.
Hakan bar masasından kalkıp Yakuba doğru yürüdü. Selam vermesiyle Yakup bir 'oooo' çekti ve sarıldı. Bir süre dertleştikten sonra iş paraya geldi.
"Eee Hakan, nerde çalışıyorsun?"
"Valla resmi bir yer yok, maaş aldığım. Amcamın yanında çalışıyorum."
"E senin Üni diploman yok mu?"
"Varda o diplomayla esnaf lokantasına bulaşıkçı olarak bile almazlar."
"Hee. Anladım"
"Sen nerde çalışıyorsun ya? Giyimin kuşamın bayağı iyi(gülerek)"
Yakup komple Lacoste' giyinmişti. Lacos'unun yakasına da gözlük takmıştı Ray-Ban. Hakan fazla göz dikmeden önündeki içkiye döndü. Yakup şöyle bir Hakan'ı süzdü.
'hakan, senin paraya ihtiyacın mı var?"
"Yani öyle çaresiz değilim, ama lazım ya. Malum annemin durumunu biliyorsun."
Yakup dudağını büküp kafa salladı. Hakan'ın annesi kanser hastasıydı ve eve neredeyse haciz gelmek üzereydi. Bankaya olan kredi borçları da vardı.
"Hakan istersen gel bizle çalış."
"Sen ne işle meşgulsün ki?"
"Görürsün başlayınca. Haftalık alacaksın parayı. Az alırsın ama zamanla artar."
"Ya oğlum bilemedim... Yanlış bir şey falan değil dimi?"
"Yani."
"Haftalık ne kadar?"
"Herhalde sen 200 alırsın."
Bu bile Hakan için yeterliydi. Tabi ki büyük resme bakınca bir yapboz parçası bile olmazdı fakat şimdilik iyiydi. Amcasının da yanında çalışmaya devam ederse iyi para kırardı.
"Ee ne zaman?"
"Haftaya pazartesi gel buraya, ben ayarlarım bir şeyler."
"Tamam eyvallah. Çok sağol ya."
"Ne demek."
Hakan ne kadar işin güvenliğinden şüphe etse de düşüne düşüne Amcasının dükkanına gitti ve arta kalan parayı verdi. -
41.
0Amcası parayı alıp üstüne 200 lira daha ekledi ve geri verdi. Gülümseyip omzunu sıktı ve eve tamire gittiler. Çıktıktan sonra da Hakan evine gitti. Babası onu arayıp annesinin yanında olduğunu, akşam tek olduğunu söyledi. Hakan da yiyecek bir şeyler hazırlayıp yedikten sonra yattı.
Bir hafta boyunca Yakubu ve işi düşünürek vakit geçirdi. Azim edip dükkanda hep kaldı ve tüm işlere baktı. Amcası sahile yollasa bile gitmeyip çalışıyordu. En sonunda pazartesi günü geldi -
42.
0Rizörv
-
43.
0Rezerve 14
-
44.
0Up up up up
-
45.
0Rezzzzz
başlık yok! burası bom boş!